EMPERYALİZM

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

EMPERYALİZM

Mesaj tarafından Å§!kª Bir Ptsi Kas. 05, 2007 11:46 am

EMPERYALİZM

Emperyalizm özellikle 16-20. yüzyıllarda İngiltere ve Fransa'nın ağırlıklı olarak ekonomik gayeleri ön planda tuttuğu bir yayılım politikası olmuş, ve bu ülkelerin dünyanın her köşesinde ekonomik çıkarları doğrultusunda işgallerine vesile olmuştur.

20. yüzyıl ile birlikte, emperyalizm furyasına ABD de katılmış, ancak 18-19. yüzyıl sonrası dünyada gelişen bağımsızlık ve milliyetçilik akımları doğrultusunda, Amerikan emperyalizmi işgalci yayılmacılık yerine çıkarcı siyaset ve dünya liderliği pozisyonu olarak süregelmiştir.

21. yüzyıla girerken, emperyalizmde göze çarpan en önemli etken, Rusya'nın dağılmışlığı ve soğuk savaşın sona ermesiyle, Kapitalizm/Komunizm mücadelesinin yerini Amerika/Avrupa emperyalizmi rekabetine bırakmış olmasıdır. Bu rekabet, öncelikle Avrupa ülkeleri arasında tek vücut hareket etme gereğini doğurarak, AET'den başlayıp AB'ye uzanan birleşme sürecini getirmiş, ve Amerikan Doları'na karşılık ortak para birimi EURO'yu doğurmuştur. Bu rekabette en büyük etkenler ise,
- global pazarlardan siyasi ilişkiler çerçevesinde en büyük payı kapma mücadelesi,
- 21. yüzyılda yaşanması beklenen enerji darboğazı doğrultusunda dünyanın kısıtlı enerji kaynakları arasında hakimiyet sağlama mücadelesi olmuştur.

Zira emperyalizmde sömürülmesi ve hakim olunması gereken olgu, 20. yüzyılda hammadde ile başlamış ve zaman içerisinde yerini hammaddeyi değerlendirmek için gereken enerjiye bırakmıştır.
Dünyada son 20-30 yılda meydana gelen savaşların dağılımlarına baktığınızda bunların çoğunlukla dünyanın önde gelen petrol havzalarının civarında gelişmiş olması bir tesadüf değildir.
Orta Doğu'daki petrol yataklarının kapasiteleri ile ilgili geleceğe yönelik olumsuz göstergeler, emperyalist devletleri yeni petrol havzalarına doğru bir arayışa itmiş, ve bunun sonucunda, Rusya'nın da dağılmış olması nedeniyle son 10 yılda Hazar petrollerinin önemi ön plana çıkmıştır.

Son 10 yıldır, Türkiye ve çevresinde oynanan bir çok siyasi ve askeri oyun ve manevra, aslında temelinde Hazar petrollerinin denetiminin paylaşımına ilişkin olarak ABD ve Avrupa arasında siyasi emperyalist mücadelenin sonucunda oluşmuştur.

Hazar petrollerindeki en önemli sorun, kaynakların derinde olmasının getirdiği yüksek sondaj maliyeti, ve coğrafi açıdan petrolün nakliyesinden doğabilecek diğer maliyetlerdir. Bu maliyetin Orta Doğu petrol fiyatlarından yüksek olması nedeniyle, bu bölge, birçok petrol şirketi tarafından cazip görünmemektedir. Ancak bu petrolün yakın gelecek için taşıdığı stratejik önem doğrultusunda, özellikle ABD son 15 yıldır, OPEC'e uyguladığı baskılarla petrol varil fiyatının 20-25 USD seviyelerinin altına inmemesi için büyük çaba harcamış, ve bu doğrultuda bölgeyi (Hazar Petrollerini) Amerika'lı petrol yatırımcıları için cazip tutmaya çalışmıştır.

Körfez krizi, ve körfez savaşından bu yana ABD'nin çeşitli vesileler öne sürerek Irak'ı bombaladığı tarihleri, dünyadaki petrol fiyatı hareketi tabloları ile karşılaştırdığınızda, gerek körfez krizinin gerekse daha sonradan Irak'a yapılan operasyonların temelinde, Irak'ın petrol varil fiyatını ABD'nin istediği seviyenin altına düşürdüğü zamanlara karşı ABD'nin ortaya koyduğu tepki ve yaptı rım olduğunu göreceksiniz.



EMPERYALİZM
Kapitalizm tüm dünyaya yayılma özelliğine sahiptir. Çünkü ekonomik anlamda, üretici güçler açısından kapitalizmden daha gelişmiş olmayan ekonomik biçimler (feodal-asyatik) kapitalizm karşısında dayanamazlar ve yerini kapitalizme bırakmak zorundadırlar. Ayrıca kapitalizm sürekli olarak pazar geliştirme ihtiyacı içindedir. Bu da burjuva düzeninin uluslar arası niteliğini gösterir. Kapitalizmin ilk aşamasında uluslar arası kapitalist ilişkiler meta ihracıyla sınırlıydı. Başka bir ülkede üretilen meta diğer ülkelere ihraç ediliyor ve daha pahalıya ya da daha çok satabilen burjuva, karını arttırıyordu. Kapitalizm daha da geliştiğinde, üretici güçler büyüdüğünde, toplumsal işbölümü arttığında, kapitalistler arasındaki rekabetten dolayı küçük ve orta ölçekli işletmeler daha da yıkılmış, büyük tekeller ortaya çıkmış ve serbest rekabet yerini tekelci rekabete bırakmıştır. Kapitalizmin bu üst aşamasına Lenin emperyalizm diyor. Banka sermayesi ve sanayi sermayesinin birleşmesi mali sermayeyi (finans kapital) doğurmuştur. Bir kapitalist ülke diğerine artık sadece meta değil sermaye ihraç etmeye başlamıştır. Bu durum zaten birbirine bağımlı olan kapitalist ülkeleri daha çok birbirine bağlamıştır. Ancak kapitalizm tüm dünyaya yayılma eğilimde olduğu gibi, -yani bileşik geliştiği gibi- eşitsiz de gelişir. Tüm ülkelerde aynı şekilde, zamanda, büyüklükte gelişemez. Böylece farklı kapitalist ülkelerde nicelik bakımından farklı şekillere bürünebilir.

Emperyalizm sözcüğü yalnızca sömürgeci politikaları tanımlamaz, bir bütün olarak kapitalizmin girdiği evreyi tanımlamak için kullanılır. Emperyalizme karşı olmak bütün olarak kapitalizme karşı olmakla mümkündür. Proletaryayı emperyalistlere karşı kendi ulus devletinin burjuvaları ile ittifak kurmaya yönlendirmek tutarlı bir anti-emperyalizm değildir.

affraid
avatar
ŧ!kª
Aktif Üye
Aktif Üye

Mesaj Sayısı : 83
Yaş : 23
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz